TBD E-DEVLET VE BİLGİ TOPLUMU KANUN TASARISI TASLAĞI HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ

Başbakanlık, “bilgi toplumu” konusunda kurumsal yapının güçlendirilmesi, e-devlet koordinasyonunun tek elden yürütülmesi ve mevzuattaki yetersizliklerin düzeltilmesi gereksinimlerini vurgulayarak “yatırımlar için harcanan kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını temin etmek ve tek elden planlama ve merkezi koordinasyonu sağlayarak, e-devlet hizmetlerini daha entegre hale getirmek ve ülkemizin bu alanda uluslararası indekslerde bulunduğu noktadan daha ileri sıralara taşımayı” amaç edinen “E-DEVLET VE BİLGİ TOPLUMU KANUN TASARISI” taslağını kamuoyunun görüşlerine açmıştır.

E-dönüşüm ve e-devlet hizmetlerinin sürdürülebilirliği konusunda politika üretici ve düzenleyici üstyapının kurulması gerekliliği bilişim sektöründe uzun zamandan beri önemli bir beklenti oluşturmaktaydı. Başbakanlık, E-Devlet ve Bilgi Toplumu Yasa tasarısı taslağında bu beklentiyi karşılamak amacıyla Bilgi Toplumu Ajansının kurulması ve sözkonusu Ajansın koordinasyon ve planlamayla görevlendirilmesi öngörülmüştür. Kamunun ortak projelerinde gereksinim duyulan eşgüdümün Ajans tarafından sağlanacak olması önemli bir gelişme olarak umut verici görünmektedir.

Ancak taslağın geneli ve gerekçe metni incelendiğinde Bilgi Toplumu Ajansı‘nın “kuralı koyan, uygulayan ve denetleyen” bir birim şeklinde düzenlendiği görülmektedir. Önerilen yapıyla hem uygulama hem de denetleme görevlerinin aynı çatı altında toplanması tasarının yasalaşması halinde ciddi sorunları beraberinde getirecektir. Orantısız yetkilendirilmiş bu Ajans yapısının, mali anlamdaki Sayıştay denetimi dışında hiçbir uzmanlık alanı denetimine tabi olmaması ise sektörde tedirginlik uyandırmaktadır.

KİK kurallarının uygulanmasının bilişim projeleri ihalelerinde kalite ve rekabet başta olmak üzere çeşitli sorunlar çıkardığı bilinmektedir, ancak bu sorunların KİK kapsamında yapılabilecek düzenlemelerle çözülmesi mümkündür. Taslakta belirtilen şekilde, daha önceden Havelsan ve Türksat örneklerinde denendiği gibi, KİK‘e tabi olmayan bir yapıyla çözüm getirme çabası ise daha karmaşık sorunların oluşması için ortam yaratacaktır.

Kamu kurumlarının iç kaynaklarla geliştirilen e-devlet projelerinin geleceği konusunda hiçbir ifadenin taslakta yer almaması ve ajansın bu tip projelerle ilgilenmeyip yalnız dışalımı olan projelerle meşgul olması, geliştirilecek hizmete değil ancak akçeli işlere odaklanan bir yapı yaratılmaya çalışıldığı izlenimi uyandırmaktadır.

“Kişisel bilgilerin korunmasına” ilişkin yasal düzenlemeler olmaksızın ve taslakta tanımlanmış yetkilerle donatılmış bir Ajansın toplumun her kademesinde endişe uyandırması mümkündür.

Sözkonusu yasa taslağı, karar alma süreçlerinde yerel yönetimleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını, akademisyenleri ve toplumun değişmez bir parçası olan sivil toplum kuruluşlarını yok sayan yapısıyla ciddi olumsuzluklar doğurabilecektir.

Hizmetlerin hem ücretlendirme politikalarının belirlenmesi ve hem de yerine getirilmesi için Ajansın görevlendirilmesi sonucunda bir devlet kurumu özel sektöre rakip konuma getirilecektir. Ayrıca kural koyucu işleviyle de serbest rekabeti önleyen bir katman oluşması piyasa dengelerinin denetimsiz bir makam tarafından bozulması anlamına gelmektedir. Bu durum ise firmalarının yapacağı işlerin azalması ve iş alanlarının daralması sonucunu doğurur. Yasanın gerekçe metninde belirtilen “bilişim alanında arz ve talep tarafının birlikte ele alınması ve geliştirilmesi” amacının ise bu kurallarla gerçekleşmesi olası görülmemektedir. Son yıllarda ülkemizin teknolojik gelişimi için çıkarılan destek yasaları çerçevesinde kurulan teknoparklar, TÜBİTAK ve benzeri kuruluşlarca verilen AR-GE teşvikleri ve benzeri işlevleri de bu anlayışla açığa düşmektedir. Çünkü bu tasarı bu haliyle yasalaşırsa, teşviklerden yararlanarak uzmanlığını geliştirmiş küçük ve orta ölçekli firmalar uzmanlıklarını kullanacak projeleri almakta çok güçlük çekeceklerdir.

Ayrıca, proje teknik şartnamelerinin ve benzeri çalışmaların Ajans denetimine verilmesi, hem süre hem de bürokratik aşamaların uzunluğu açısından kurumların proje üretme ve gerçekleştirme kapasitesini düşüreceği açıktır. Bu durumda özel sektör tarafından yapılabilecek proje sayısında belirgin bir düşüş yaşanacak, paralel olarak ekonominin temel kuralları gereği sektörün daralması ve arkasından da rekabetin azalması nedeniyle tekellerin oluşması söz konusu olacaktır.

Ülkemizin e-dönüşüm sürecini sağlıklı, verimli, doğru, dinamik ve aynı zamanda denetlenebilir olarak geçirmesi açısından yasa taslağının tüm tarafların görüş birliği içinde ve olası kaygıları giderici biçimde düzenlenmesiyle toplumun beklentilerini karşılayacak yasal yapının oluşturulması sağlanmalıdır.

Kamuoyuna duyurulur.

Türkiye Bilişim Derneği

Previous BİLİŞİM AĞI HİZMETLERİNİN DÜZENLENMESİ VE BİLİŞİM SUÇLARI HAKKINDA KANUN TASARISI
Next 2009 Değerlendirme Raporu